
Ancient Mesopotamian societies dwelled in a world surrounded by supernatural forces, accessed through ritual practices conducted by priests. The fish-cloaked apkallu, a hybrid figure, survivor of the Deluge, associated with Enki and the primordial apsu, bridged terrestrial and aquatic realms. Their appearance on ritual basins, amulets, figurines, and bas-reliefs highlights their role in protection and purification. Yet, despite frequent iconographic representations, the material basis of their distinctive attire—fish skin—remains understudied. This study re-evaluates fish skin as a ritual material in Mesopotamian magic, arguing that, despite its absence in the archaeological record, it may have been used in robes worn by priests. The plausibility of such attire is supported by comparative examples, including leopard skin cloaks worn by Egyptian priests frequently depicted in temples. A third-century CE Egyptian Roman-period crocodile-skin armor linked to the cult of Sobek, and ethnographic records of fish skin clothing among Arctic Indigenous communities, demonstrate the technological feasibility of crafting garments from aquatic skins. These parallels situate Mesopotamian practices within broader cross-cultural frameworks of sacred animal material use. By highlighting this overlooked material, the study reassesses ancient ritual technologies and emphasizes ceremonial dress’ role in mediating relationships between humans, animals, and the divine.
Keywords: Fish-cloaked apkallu, Mesopotamian ritual garments, Magical healing practices, Environmental knowledge, Animals in religion.
Antik Mezopotamya toplumları, doğaüstü güçlerle çevrili bir dünyada yaşıyordu. Bu dünyaya rahipler tarafından gerçekleştirilen ritüel uygulamalar aracılığıyla erişiliyordu. Tufan’ın hayatta kalanlarından olan, Enki ve ilksel apsu ile ilişkilendirilen balık pelerinli apkallu, karasal ve sucul âlemleri birbirine bağlıyordu. Ritüel leğenlerinde, tılsımlarda, heykelciklerde ve kabartmalarda görünmeleri, koruma ve arınma işlevlerindeki rollerini vurgular. Ancak bu sık ikonografik temsillere rağmen, onların ayırt edici giysilerinin materyal temeli—balık derisi—yeterince çalışılmamıştır. Bu çalışma, Mezopotamya büyü pratiğinde bir ritüel malzemesi olarak balık derisini yeniden değerlendirmekte ve arkeolojik kayıtlarda korunmamış olsa da rahiplerin giydiği cüppelerde kullanılmış olabileceğini öne sürmektedir. Böyle bir giysinin olası kullanımı, tapınaklarda sıkça tasvir edilen Mısır rahiplerinin leopar derisi pelerinleri gibi karşılaştırmalı örneklerle desteklenmektedir. MS üçüncü yüzyıla tarihlenen ve Sobek kültüyle ilişkilendirilen Roma dönemi Mısırı’na ait timsah derisi zırhı ile Arktik yerli topluluklarında balık derisinden giysilere dair etnografik kayıtlar, sucul hayvan derilerinden giysi üretiminin teknolojik olarak mümkün olduğunu göstermektedir. Bu benzerlikler, Mezopotamya uygulamalarını kutsal hayvan materyallerinin kullanımına ilişkin daha geniş kültürlerarası çerçevelere yerleştirir. Bu çalışma, gözden kaçmış bu malzemeye dikkat çekerek antik ritüel teknolojilerini yeniden değerlendirir ve törensel giysinin insanlar, hayvanlar ve ilahi güçler arasındaki ilişkilere aracılık etmedeki rolünü vurgular.
Anahtar Kelimeler: Balık pelerinli apkallu, Mezopotamya ritüel giysileri, Büyüsel şifa uygulamaları, Çevre bilgisi, Dinde hayvanlar